Uzmanlar 2 ülke arasındaki gerginliği yorumladı! 'ABD ile İran arasında savaş çıkabilir'

Uzmanlar 2 ülke arasındaki gerginliği yorumladı! 'ABD ile İran arasında savaş çıkabilir'

ABD ile İran arasındaki karşılıklı tehditler ve askeri manevralara yönelik değerlendirmelerde bulunan uzmanlar, “AB’nin bu tutumuna İran, limitleri aşarak karşılık verdi. Tahran-Washington arasında yaşanan gerilim, Türkiye başta olmak üzere tüm dünyayı etkiliyor. Yaşanan krize ilişkin ABD ve AB’nin bir an önce makul bir çözüm bulması gerekir. Yoksa ABD ile İran arasında her an bir savaş çıkabilir. ” yorumunda bulunuyor.

 Murathan Seyitoğlu  yeniakit.com.tr 

İran’ın 2015’te imzalanan nükleer anlaşmadaki ‘uranyum zenginleştirme’ limitini aşacağı yönündeki açıklamasının yankıları sürüyor. Nükleer zeminde ABD ile İran arasında yaşanan karşılıklı tehditler artarak devam ediyor.

Uluslararası ilişkiler uzmanları, konuya ilişkin Ankara Kriz ve Siyaset Araştırmaları Merkezi için dikkat çeken değerlendirmelerde bulundular.

İran’ın ABD’nin çekildiği nükleer anlaşmayla uygulanmaya başlanan uranyum zenginleştirme limitlerini aşmasına yönelik değerlendirmelerde bulunan ANKASAM Stratejik Araştırmalar Merkezi Başdanışmanı Prof. Dr. Sencer İmer, “Mekanizmanın denetleme görevi, Birleşmiş Milletler’in (BM) bir organı olan UAEK’ye verilmiş ve bahsi geçen anlaşma, bu kurum aracılığıyla yürütülmüştür. Ancak ABD’nin 2018 yılının Mayıs ayında anlaşmadan tek taraflı olarak çekilmesi, KOEP’e ilişkin durumu değiştirmiştir. Çekilme kararının ardından İran, kendisine uygulanan yaptırımların etkilerinin giderilmesi konusunda Avrupa ülkeleri, Rusya ve Çin’den somut adımlar atmasını istemiştir. Her ne kadar Avrupa Birliği (AB), bu konuya çözüm bulacağını taahhüt etmişse de geliştirilen takas mekanizması, sorunu çözmeye yetmemiş ve yaptırımlar sebebiyle İran ekonomisi zor durumda kalmıştır” şeklinde konuştu.

ABD Başkanı Trump’ın, İran’ın uzun süredir gizlice uranyum zenginleştirmesi yaptığını iddia ederek, yakında yaptırımların önemli ölçüde artırılacağını yönelik duyurusuna ilişkin de açıklamalarda bulunan ANKASAM Stratejik Araştırmalar Merkezi Başdanışmanı Prof. Dr. Sencer İmer, şöyle konuştu:

ABD’nin İran’a kabul ettirmeye çalıştığı şartları, Tahran’ın kabul etmesi mümkün değildir. Bu nedenle de Tahran yönetimi, elinde koz olarak bulundurduğu uranyum zenginleştirme seviyesinin arttırılması hamlesini yapmıştır. Eğer İran, uranyum zenginleştirme oranını %90’a çıkarırsa, zaten atom bombası üretebilecektir. Dolayısıyla İran’ın atom bombası yapmasını engellemek için imzalanmış olan KOEP, anlaşmaya taraf olan ülkelerin yeterli çabayı göstermemesinden ötürü Tahran yönetimi tarafından devre dışı bırakılmaktadır. ABD’nin uyguladığı yaptırımlar paradoksal bir biçimde Tahran’ın nükleer silah geliştirme yönündeki iradesini güçlendirir. Bu soruna ABD ve AB’nin bir an önce makul bir çözüm bulması gerekir.

İran’ın Avrupa’nın 2015 Nükleer Anlaşmasını kurtarmak için 60 günlük süre tanınmasını hatırlatan Uluslararası İlişkiler Uzmanı Prof. Dr. Tayyar Arı, “İran, imzalanan anlaşmanın kendisine verdiği yetkiyi kullanarak uranyum zenginleştirme oranını arttıracağını açıklamıştır. Zira sorunun çözülmesi için çaba harcanmışsa da somut bir çözüm geliştirilememiştir.” dedi.

ABD, İran’ı teröre destek vermek ve balistik füze üretmekle suçladığını belirten Prof. Dr. Tayyar Arı, şöyle konuştu:

Bu yüzden Trump yönetimi, İran’ın anlaşmayı ortadan kaldırdığını iddia etmiş ve bu ülkeye yaptırım uygulamaya başlamıştır. Tahran ise kendisine yöneltilen suçlamaları kabul etmemektedir.Anlaşmaya bakıldığında ise KOEP’in İran’ın balistik füze geliştirilmesini engellemediği görülmektedir. Çünkü anlaşmanın ek maddeleri, balistik füzelerin üretilmesini değil; nükleer başlıklı balistik füzelerin imalatını yasaklamaktadır.

ABD’nin İran’a uyguladığı yaptırımların ülke ekonomisine yönelik yansımasını da değerlendiren Uluslararası İlişkiler Uzmanı Prof. Dr. Tayyar Arı, sözlerini şöyle tamamladı:

İran, 2015 yılında imzalanan anlaşma gereği nükleer faaliyetlerini asgari seviyeye indirmiştir. Ancak ABD, bunu yeterli bulmamış ve nükleer faaliyetlerin tamamen durdurulmasını istemiştir. Washington’un bu talebi ise Tahran tarafından kabul edilmemiştir. Bu durum, Tahran-Washington geriliminin artmasına sebebiyet vermektedir. Mevzubahis gerilim, tüm dünyayı etkilemektedir. Nitekim Türkiye de İran’la sınır komşusu olması nedeniyle gelişmelerden etkilenmektedir.

ABD’nin 2015 yılının Temmuz ayında imzaladığı uzlaşıda, uranyum zenginleştirme konusundaki üst limitler, 300 kg. stok miktarı ve %3,67 U235 oranı olarak belirlendiğini hatırlatan Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Akdevelioğlu, “Tahran ise bu limitlerin aşılacağını iki ay önceden duyurmuştu. İran’ın belirtilen sınırları aşmasının kendi nükleer programı bakımından herhangi faydası yoktur. Üstelik Tahran’ın kararı, Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Anlaşması’na (Non-PloriferationTreaty-NPT)da uygundur. Çünkü barışçıl amaçlı uranyum zenginleştirme faaliyetlerindeki oran,%20’ye kadar çıkabilir” dedi.

Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Akdevelioğlu, sözlerini şu şekilde tamamladı:

AB’nin bu tutumuna İran, limitleri aşarak karşılık verdi. Tahran, AB’nin daha aktif olmasını talep ederek; aksi halde uzlaşıdan tümüyle çekileceğini duyurdu. Uzlaşıdan tümüyle çekilme tehdidi, daha sonra net biçimde yalanlamışsa da Kuzey Kore örneğinde olduğu gibi NPT’den çekilerek nükleer silah yapma imasını da içeriyor. İran, yaptırım baskısını aşabilmek için iki dış desteğe umut bağlamıştı. Bunlardan biri Çin’in İran’la olan ticari ilişkilerini ve petrol alışverişini azaltmaması; diğeri ise petrol alımı da dâhil olmak üzere INSTEX’in on milyarlarca dolarlık hacme ulaşmasıydı. İki beklenti de boşa çıkmış görünüyor. Bu yüzden de İran ekonomisi, hızla çöküşe doğru gidiyor. Mevcut durumda sembolik bir işleve sahip olan INSTEX, AB’nin İran’ı oyaladığı izlenimini oluşturuyor. İran’ın blöf yaptığını ve daha ileriye gidemeyeceğini düşünen AB, ABD’yi açıkça karşısına almaktan çekiniyor. Benzer bir durum, Çin için de geçerli. Dolayısıyla İran, AB ve Çin’le olan ilişkilerinde başarısızlık yaşıyor. Öte yandan ABD, İsrail ve Suudi Arabistan’la olan münasebetlerinde ise sadece ekonomik değil; askerî bir gerilim de bulunuyor. Türkiye ve Rusya gibi İran’a daha olumlu yaklaşan devletler ise Suriye’deki askerî varlığı nedeniyle İran’la siyaseten karşı karşıya geliyor. Bu fotoğraf, İran rejimi için tehlike çanlarının çalmaya başladığına işaret ediyor.

Diğer Haberler